Randevu Talepleriniz İçin

Sıkça Düşülen Tuzaklar

Ben de güne erken başlayanlardanım. Sabah antrenmanımı tamamlayıp, klinikte ilk danışanımla randevuma zamanında yetişmek için oldukça erken kalkıyorum. Göz kapaklarım beni kandırıp birazcık daha uyumam için ikna etmeye uğraşırken, aynanın önünde buluyorum kendimi. Gözlerim yarı açık yüzümü inceliyorum. Sonra istemsiz olarak, işlem koltuğuma oturan pek çok kadın gibi iki elimin işaret parmakları elmacık kemiklerimin üstüne gidiyor ve derimi hafifçe yukarı ve geriye doğru asmaya çalışıyorum.

Yirmili,hatta otuzlu yaşlarımızda hep o günkü gibi sıkı kalacağını düşündüğümüz cildimiz neden yumuşuyor? Sarkma ve elastikiyet kaybı neden oluyor?

Burada sadece yer çekimini suçlayamayız. Doğal yaş alma sürecinde cildimizin yapıtaşları kollajen ve elastini üreten hücreler tembelleşiyor ve bu maddelerin ciltteki miktarları azalıyor. Onlar da görevlerini yapamaz hale geliyorlar. Kollajen, cildin yaşlanma etkilerine direncinden ve dayanıklılığından sorumlu. Ciltteki kollajen miktarı azaldığında cilt inceliyor, kırışıklıklar baş gösteriyor. Elastin ise, adı üstünde, cildimizin elastikiyetinden sorumlu. Elastin miktarı yaşla azaldıkça ciltesnekliğini kaybedip sarkmaya başlıyor.

Yaş almayla cildimizde ortaya çıkan değişikliklerle savaşmak için kollajen ve elastin yapımını arttırmamız gerekiyor. Bugün, cildimizin yapıtaşlarını kalkındırarak bir tık daha yukarı kaldıracak birçok yöntem var elimizde. Bu yöntemleri hep konuşuyoruz, anlatıyoruz. Ama ben bugün, sarkmayı, sıkılık ve elastikiyet kaybını “nasıl düzeltiriz?”den önce “nasıl önleriz?”i konuşalım istiyorum.

Bu kıymetli yapıtaşlarını doğal sürecin dışında kendi ellerimizle yok etmemize neden olan bazı önlenebilir hatalarımız var. Bu hatalar cildin sarkmasını ve gevşemesini hızlandırıyor.

1. Güneş ışınları kollajeni ve elastini parçalayıp yıkıyor. Güneş ışınlarına gereksiz bir şekilde maruz kalmaktan kaçınmalıyız.

2. Stresli ve gergin bir yaşamın tetiklediği kortizol hormonu kollajeni üreten hücreleri yavaşlatıyor ve kollajen sentezini azaltıyor. Yoga ya da meditasyonu yaşam felsefesi haline getirenlerin “aydınlanmış” yüzleri,hiç yıpranmamış gibi duran ciltleri sizin de dikkatinizi çekmiştir. Hatta, yoganın yaşlanmayı geciktirdiğine dair pozitif verileri olan bilimsel çalışmalar var. Stresle baş etmemizi sağlayacak nefes teknikleri, yoga ve meditasyon gibi yöntemler kanımızdaki kortizol seviyesini kontrol altında tutarak deri yaşlanmasını yavaşlatabilir. Burada iki yıl önce ihtisastan beri görmediğim bir doktor arkadaşımdan bahsetmem gerekiyor. Görüşmediğimiz zaman içinde meditasyonun önemli bir yer tuttuğu geleneksel karateye merak salmış ve yoğun bir iş temposuna rağmen hayatına dahil etmiş. Antrenman yaptığı dojoda karşılaştığımızda önce kendisini tanıyamadım. Çünkü minderde kendisinin yaşına göre olması gerekenden çok çok daha genç bir versiyonu vardı. Hatta asistanlığımızdakinden bile dinç görünüyordu diyebilirim.

3. Sigara deride kollajenin yıkımından sorumlu “matriks metaloproteinaz” adı verilen bir enzimin miktarını arttırıyor. Sonuç: olması gerekenden daha fazla kollajen yıkımı. Sigaranın günde bir tanesi bile zararlı. Ayrıca cildin oksijenlenmesini azaltması da hücrelerin beslenmesini engellediğinden yaşlanma sürecini hızlandırıyor.

4. Glisemik endeksi yüksek besinler, yani karbonhidratı fazla abartmak da kollajen ve elastin proteinlerine şeker bağlanmasına ve böylece bu yapıtaşlarının kalitesinin bozulup ciltteki görevlerini yerine getirememesine neden oluyor.

İster doğal yaş almayı düşünen, ister girişimsel kozmetik dermatoloji uygulamalarından destek almayı planlayan tüm danışanlarıma, nasıl ilerlemeye karar verirlerse versinler öncelikle yukarıda saydığım önlemleri göz önünde bulundurmalarını öneriyorum.