Aminoterapinin ne olduğunu ve nasıl işlediğini kısaca biyolojik temeller üzerinden açıklayalım. Ama, bunun için önce “Ekstraselüler Matriks (ECM)” yani hücrelerarası ortamdan bahsetmeliyiz: Cildimizi bir bina gibi düşünürsek; kolajen ve elastin bu binanın taşıyıcı kolonları, Hyalüronik asit ise nem dengesini sağlayan dolgu malzemesi. Bilimsel adıyla Ekstraselüler Matriks (ECM) dediğimiz bu yapı, yaşlandıkça homeostazını (dengesini) kaybeder. 35 yaşından sonra cildimizdeki kolajen miktarı azalmakla kalmaz, kalitesi de değişir; elastik lifler parçalanır ve cildin "kendi kendini tamir etme" hızı yavaşlar.
Aminoterapi Nedir? Neden Farklıdır? Aminoterapi, sadece cildi uyarmaz, cildin kendini yeniden inşa etmesi için gerekli olan "hammaddeyi" ona sunar. Böylece hücrelerarası ortamı destekler. Aminoterapi hyalüronik Asit ve 6 temel Amino Asit (HY6AA) kombinasyonundan oluşur. Kolajen ve Elastin sentezini sadece stimüle etmez, fizyolojik oranlarda yeniden üretimini destekler, kalitelerini artırır. Ciltte hyalüronik asiti yıkan enzimlerin etkisini %40 oranında azaltarak tedavinin etkisinin daha uzun sürmesini sağlar. Antioksidan desteğiyle ve biyolojik fonksiyonların canlanmasıyla cildin mat ve cansız görünümü azalır.
Hangi Bölgelerde Etkilidir? Aminoterapi sadece tüm yüz bölgesinde değil, göz çevresi ince kırışıklıklarında, ince kırışıklıklar.boyun ve dekoltenin gençleştirilmesinde, el sırtının incelen derisinin güçlendirilmesinde de etkili.
Süreç Nasıl İşler? Klinik protokol genellikle 2 hafta ara ile 3 veya 4 seans şeklinde planlanır. İhtiyaca göre, özellikle 45 yaş üzerinde ilk uygulama daha yoğun olabilir. Uygulama sonrası hemen günlük hayatınıza dönülebilir.
Birkaç hafta içinde cildin kendi iç mekanizmalarının çalışmasıyla ortaya çıkan doğal, sağlıklı ve canlı bir cilt hedeflenir. Sonuçlar ise, cilt kalitesini artırmaya yönelik tüm işlemlerde olduğu gibi cildin yıpranma düzeyiyle çok yakından ilişkili. Sigara içen, güneş koruyucu kulanmayan veya daha önce cilt kalitesini desteklemeye yönelik hiçbir işlem yaptırmamış 45 yaş üstü bir kişide alınacak yanıtla, sağlıklı yaşayan ve cildin çok yıpranmasını beklemeden önleyici uygulamalara başlamış ve kendi ihtiyaçlarına özel planlanmış belli bir takvim çerçevesinde düzenli işlemler yaptıran 35 yaşında bir kişide alınacak yanıt elbette farklı olacak.
Lazerler, enerji bazlı cihazlar ve enjeksiyonlu işlemler… Hepsi ciltte yaşlanmanın farklı boyutlarına etki ederek doğru bir planlama ile kombine edilerek birlikte uygulandığında sinerjistik etki gösterirler. Önemli olan kişiye özel bir planlama ile doğru hastada doğru desteği verebilmek.